YSK'nin 2019'da iktidarın afaki söylem ve itirazlarını ciddiye alarak CHP adayının kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini haksız yere iptal ettiğini söylüyor.
2019 Istanbul election annulment
Was YSK's annulment of the March 31, 2019 Istanbul Metropolitan Municipality mayoral election lawful?
Do legal professionals consider rerunning the Istanbul election because of ballot-board issues lawful?
Results
Lawful
0.9%1 individual / 0 bar associations
Unlawful
99.1%42 individual / 51 bar associations
Source-linked opinions
174 opinionsİstanbul iptal kararını YSK'nin yerleşik içtihadından ayrılan ve seçim güvencelerini zayıflatan kararlar zincirinde değerlendiriyor.
YSK'nın 2019/4219 sayılı İstanbul kararını bağımsızlık, tarafsızlık ve hukuk devleti tartışmalarının merkezindeki örneklerden biri olarak ele alıyor.
Seçimin tümden iptalinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, varsa yalnızca ilgili sandıklarla sınırlı yokluk sonucunun tartışılabileceğini savunuyor.
YSK'nın 6 Mayıs 2019 tarihli kararını Türkiye'de hukukun sınıfta kalmasına örnek gösteriyor.
YSK'nın somut delil ve nedensellik ilişkisi kurmadan seçimi iptal ettiğini ve seçme-seçilme hakkının özünü zedelediğini savunuyor.
YSK'nin gerekçeli kararında sandık kurulu usulsüzlüklerinin sonuca etkisine dair somut tespit bulunmadığını, bu gerekçelerin iptali gerektirmediğini ve kararın seçmen iradesini gasp ettiğini söylüyor.
Bir hukukçu olarak YSK kararlarını kesin ve yürürlüğe girer kabul etmek gerektiğini; iptal kararından sonra AK Parti'nin yenileme seçimine çalıştığını söylüyor.
İstanbul seçimlerinin bir türlü sonuçlandırılmadığını, nihayetinde iptal edildiğini ve AK Parti'nin kaybettiğini kabul etmeyeceğinin belli olduğunu söylüyor.
İptal kararlarıyla hukuksuz bir alan içinde olunduğunu ve YSK kararının büyük bir hukuksuzluk, ciddi bir siyasi karar olduğunu söylüyor.
YSK'nın 6 Mayıs kararının hukuka açıkça aykırı olmanın ötesinde keyfi nitelik taşıdığını savunuyor.
YSK kararının somut delile dayalı güvenilir gerekçelendirme kuramadığını, gerçek oy dağılımına ve illiyet bağına bakmadığını, bu nedenle son derece siyasallaşmış ve hükümet lehine petitio principii niteliğinde olduğunu değerlendiriyor.
Kamu görevlisi olmayan sandık başkanlarının kullandırdığı oy sayısı iki aday arasındaki farkı aştığında seçimin iptal edileceğini ve YSK kararının emsal oluşturacağını söylüyor.
Beşiktaş'ta görevlilerin kaymakamlıktan mı kurumdan mı istendiğinin ve mazeret/istifa bilgilerinin tutanağa yansıtılmadığını, YSK'nin istediği tespitin layıkıyla yapılmadığını söylüyor.
YSK gerekçesinin tereddütleri giderdiğini, sandık kurulu usulsüzlüklerinin seçime şaibe düşürdüğünü savunuyor.
YSK'nin sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmaması ile seçim sonucu arasında somut delil ve illiyet bağı kuramadığını, olağanüstü itiraz şartını terk ederek seçmen iradesini göz ardı ettiğini söylüyor.
YSK gerekçesinin sandık kurulu ve oy kullanma usulsüzlüklerini delilleriyle ortaya koyduğunu savunuyor.
YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal eden kararını hukuksuz olarak niteliyor ve kabul etmediklerini söylüyor.
Sandık kurulu başkanlığı usulsüzlüğünün seçim güvenliğini ilgilendiren ve telafisi olmayan kamu düzeni sorunu olduğunu savunuyor.
YSK'nın Anayasa m.79'daki seçim dürüstlüğü ilkesine dayanarak üç başlık altında yenileme kararı verdiğini savunuyor.
YSK gerekçesinin hukuki anlamda gerekçe muamelesi görmeyi hak etmediğini ve hukuktan radikal biçimde koptuğunu savunuyor.
YSK gerekçeli kararını karar değil fiyasko olarak nitelendiriyor.
YSK gerekçeli kararının AK Parti'nin tartışmalı iddialarını somutlaştırmadan iptale taşıdığını, yedek üye katılımının ve sandık kurulu gerekçesinin anayasa/kanun sorunları yarattığını savunuyor.
Kararın hiçbir mantıklı yanı olmadığını ve YSK'nın hukukta yerinin kalmadığını söylüyor.
YSK gerekçeli kararını tam kanunsuzluk tartışması üzerinden eleştiriyor.
YSK gerekçeli kararını vahim ve büyük bir hukuk skandalı olarak nitelendiriyor.
Gerekçeli kararın kısa karara aykırı olamayacağını ve gerekçenin tatmin edici, somut olması gerektiğini belirtiyor.
YSK gerekçesinin seçmen iradesinin nasıl sakatlandığını açıklamadığını ve iptalin siyasi olduğunu savunuyor.
YSK'nin gerekçeli kararında önceki kararlarını dışladığını, bu metinden hukuk çıkarılamayacağını ve bunun hukuk değil hukukun katledilmesi olduğunu söylüyor.
Gerekçeli kararda seçmen iradesinin kısıtlandığına veya sonuca etkili usulsüzlüğe dair somut tespit bulunmadığını savunuyor.
YSK'nın gerekçeli kararını hukuksuz, çelişkili ve seçmen iradesini yok sayan bir değerlendirme olarak nitelendiriyor.
YSK gerekçesinin sandık başkanı, sayım döküm cetveli ve oy kullanamayacak kişiler başlıklarını birlikte değerlendirerek iptali hukuken temellendirdiğini savunuyor.
YSK'nin hırsızlık bulamadığını, 754 sandık başkanının kamu görevlisi olmamasının seçim sonucuna etkisine dair tek somut tespit bulunmadığını ve gerekçeli karara göre iptalin gerekmediğini söylüyor.
YSK gerekçesinin seçmen iradesine tuzak kurduğunu ve kararın hukuksuz olduğunu belirtiyor.
YSK gerekçesinin seçme ve seçilme hakkını şekli bir meseleye indirgediğini değerlendiriyor.
YSK'nin yenileme kararından önce tüm sandıkları yeniden saymasının daha kısa bir çözüm olacağını söylese de mevcut durumda kural hatası bulunduğunu ve yenilemenin normal bir prosedür olduğunu savunuyor.
YSK'nın İstanbul iptal kararını hukuk karası olarak nitelendiriyor ve gerekçesizliğini eleştiriyor.
YSK'nin aynı zarftaki diğer seçimleri iptal etmemesini, Mustafakemalpaşa/Pasinler kararlarıyla çelişmesini ve süresi geçmiş sandık-kurulu itirazını kabul etmesini sorgulayarak İstanbul itirazının hukuki dayanağı olmadığını söylüyor.
Yalnızca büyükşehir seçiminin iptal edilip muhtarlık ve ilçe seçimlerinin korunmasının adil ve hukuki olmadığını söylüyor.
YSK'nin İstanbul seçimlerini iptal etmesini açıkça anayasaya aykırı buluyor; sandık kurulu gerekçesinin bahane yaratma olduğunu, yerleşik içtihatların çiğnendiğini ve yedek üyelerin oy kullanmasının da hukuka aykırı olduğunu söylüyor.
YSK'nin İstanbul seçimleri hakkında verdiği kararın demokrasi tarihinde kara bir leke oluşturduğunu ve yargıya güven kaybını artırdığını söylüyor.
Bir hukukçu olarak yaşanan sürecin sadece hukuki değil, vicdani ve ahlaki de olmadığını söylüyor.
YSK'nin hukuksuz ve akla mantığa aykırı kararı nedeniyle her sandığa bir avukat çalışması ve nöbeti sürdürdüklerini söylüyor.
Seçimin İstanbul'u aşan, ülkenin demokrasi ve hukuk tarihine vurulmuş bir darbe olduğunu söylüyor.
Hukukçular olarak toplum vicdanını tatmin eden bir süreç oluşmadığını, sandığa duyulan güveni kaybettiren bir süreç yaşandığını söylüyor.
YSK kararının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını ve bu nedenle demokrasi için dayanışma nöbetinde olduklarını söylüyor.
YSK'nin 6 Mayıs kararını tam kanunsuz bir karar olarak niteliyor; aynı zarftaki üç oyun geçerli, bir oyun geçersiz sayılmasının hukuken izah edilemeyeceğini söylüyor.
YSK'nin 6 Mayıs kararıyla halkın iradesini yok saydığını ve kendi içtihatlarına aykırı davrandığını söylüyor.
YSK iptali üzerine yaptığı konuşmada Türkiye'nin tam bir hukuksuzluk dönemi yaşadığını, bu hukuksuzluğu aşmanın avukatlara, yargıçlara, barolara ve hukukçulara düştüğünü söylüyor.
YSK'nin yedek üyelerle yaptığı oylamada asıl üyelerin oyları dikkate alınsa da iptal sonucunun değişmeyeceğini savunuyor.