AYM'nin 4 Haziran 2026 kısa kararıyla süresiz nafaka uygulamasının anayasal dayanağını yitirdiğini, fakat yoksulluk nafakası kurumunun devam ettiğini belirtir.
Nafaqeya bêdem
Betalkirina gotina ku nafaqeya feqîriyê dikare bêdem were xwestin ji aliyê Dadgeha Destûrî ve li gorî qanûnê bû?
Hiqûqnas biryara kurt a Dadgeha Destûrî ya ku nafaqeya feqîriyê ya bêdem di hevberdanê de radike rast dibînin?
Encam
Li gorî qanûnê
40.0%12 kesane / 0 baro
Li dijî qanûnê
60.0%7 kesane / 2 baro
Nêrîn
23 nêrînNafaka süresinin evlilik süresi ve somut olay kriterleriyle orantılı hale getirilmesini ölçülülük ve hakkaniyet gereği hukuken isabetli bulur.
Kararın kadınlar ve çocuklar bakımından olumsuz sonuçlar doğuracağını, nafaka hakkının sınırlandırılmasının ekonomik şiddeti artıracağını savunur.
Gerekçeli karar yayımlanana kadar TMK m.175'in uygulanacağını vurgulamakla birlikte, sürenin evlilik süresi ve somut olay kriterleriyle belirlenmesini önerir.
AYM'nin süresiz ibaresini anayasaya aykırı bulmasını beklenen ve verilmesi gereken bir karar olarak değerlendirir.
Mevcut yoksulluk nafakası düzenlemesinin sosyal devlet, maddi eşitlik ve angarya yasağı bağlamında Anayasa'ya uygun olduğunu savunur.
Yoksulluk nafakasının her durumda süresiz olmadığını, TMK 175 ve 176'nın birlikte okunması gerektiğini ve kısa evliliklerdeki sorunların yasadan değil uygulamadan kaynaklandığını belirtir.
AYM'nin yoksulluk nafakası iptal kararının Anayasa m.10'daki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve nafaka hakkından vazgeçilmeyeceğini açıklar.
AYM kısa kararını ucu açık mali yükümlülüklerden doğan hak ihlallerine son veren ve yasama organına adil süreli nafaka modeli kurma alanı açan bir karar olarak değerlendirir.
Süresiz nafakanın hayat boyu yükümlülük ve istismarlar doğurduğunu, AYM'nin süresiz nafakanın hukuka uygun olmadığı yönünde karar verdiğini belirtir.
Nafakanın sınırlandırılmasının veya ortadan kaldırılmasının kadınları yoksulluğa ve bağımlılığa iteceğini, AYM'nin önceki sosyal-devlet yaklaşımından dönmemesi gerektiğini savunur.
Süresiz ibaresinin kaldırılmasını ve kesin üst süre öngörülmesini isabetli görmez; mevcut TMK m.175 hükmünde değişikliğe ihtiyaç bulunmadığını savunur.
Türk hukukunda geçimini kendi sağlama ilkesinin, evlilik süresiyle orantılı ve mutlak olmayan süreli nafaka modelinin kanuni revizyonla düzenlenmesini önerir.
Yoksulluk nafakasının Anayasa'ya aykırı olmadığı, aksine sosyal devlet, ailede eşitlik ve kadın-erkek eşitliği yükümlülüklerinin gereği olduğu savunulur.
Her olayda süresiz nafakaya hükmetmenin zorunlu olmadığını, yorum yoluyla süreli nafaka kurulabileceğini ve mutlaka mevzuat değişikliğine gerek bulunmadığını savunur.
Süreli nafakanın kural haline getirilmesinin sakıncalarını anlatır; mevcut düzenlemede hakime süre takdiri tanındığının kabulü ve kriter eklenmesini önerir.
Süresiz yoksulluk nafakasının TMK m.175'in lafzı ve amacıyla bağdaşmadığını, uygulamada anayasal hak ve kişilik hakkı sorunları doğurduğunu savunur.
Süresiz nafakanın clean break ilkesi, temel haklar ve kişilik hakları bakımından sorunlu hale geldiğini savunur.
Her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini eleştirir; buna karşılık mevcut hükmün hakime süre takdiri tanıdığı kabul edilirse ayrıca katı bir kanun değişikliğine gerek olmadığını savunur.
Yoksulluk nafakasındaki süresizlik unsurunun korunmasını hukuka, vicdana ve ülke gerçeklerine uygun bulur.
TMK m.175'teki 'süresiz olarak' ifadesinin çıkarılmasını, nafakanın süresi ve miktarı için hakime kriterlere dayalı takdir verilmesini önerir.
Her durumda süresiz nafaka içtihadını sona erdirecek, nafaka hakkını süre ve miktar bakımından kriterlere bağlayacak kanun değişikliği önerir.
Süresiz talep edilen nafakada hakimin süre sınırı koyamayacağı yönündeki Yargıtay içtihadına katılmaz ve süre bakımından sınırlayıcı kanun değişikliği önerir.