Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararlarının hukuki etkisi olmadığını ve AYM kararının gereklerinin yerine getirilmesi gerektiğini savunuyor.
Krîza destûrî ya Can Atalay
Nebicihanîna biryarên binpêkirinê yên Dadgeha Destûrî ji bo Can Atalay li gorî qanûnê bû?
Hiqûqnas nepejirandina mahkemeyan ya biryarên binpêkirinê yên Dadgeha Destûrî ji bo Can Atalay li gorî qanûnê dibînin?
Encam
Li gorî qanûnê
2.7%2 kesane / 0 baro
Li dijî qanûnê
97.3%37 kesane / 17 baro
Nêrînên bi çavkaniyê
85 nêrînYargıtay'ın AYM kararlarını uygulamama veya değerlendirme yetkisi bulunmadığını ve AYM kararının uygulanması gerektiğini belirtiyor.
Can Atalay ve Tayfun Kahraman dosyalarında AYM kararlarının alt mahkemeler ve Yargıtay tarafından açıkça reddedildiğini ve bu pratiğin AYM'nin etkili başvuru yolu niteliğini tehdit ettiğini belirtiyor.
AYM bireysel başvuru kararlarının bağlayıcı olduğunu ve diğer mahkemelerin Can Atalay kararına uyması gerektiğini belirtiyor.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin AYM kararına uymamasını ve Can Atalay dahil benzer dosyalarda adım atılmamasını hukuk devletiyle bağdaşmaz görüyor.
AYM kararlarının uygulanmaması sürecini hukuk devleti krizi ve bireysel başvuru kararlarının etkililiği sorunu olarak inceliyor.
Yargıtay tarafından onanmış kesin hüküm bulunduğunu ve yeniden yargılama yapılmadıkça TBMM'de okunan kesin hükmün geçerli olduğunu savunuyor.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin AYM ihlal kararlarına uymak zorunda olduğunu, aksi yöndeki işlemlerin Anayasa'ya aykırı ve suç niteliğinde olduğunu savunuyor.
AYM ihlal kararlarının kesin hükmü kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını ve TBMM Başkanlık Divanı'nın kesin mahkeme kararını yok sayamayacağını savunuyor.
AYM'nin ihlal kararı gereğince mahkumiyet ve kesinleşme kararlarının ortadan kaldırılması, davanın durdurulması ve AYM kararının bağlayıcılığının gözetilmesi gerektiğini savunuyor.
AYM'nin Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi işlemi bakımından yetki alanını aştığını, Yargıtay kesin hükmü ve TBMM bildirimi karşısında dolambaçlı yol izlediğini savunuyor.
AYM'nin Atalay kararına rağmen kesin hükmün okunmasını sorguluyor; AYM'nin Anayasa yorumuna uyulmamasının Anayasa'yı yok saymak anlamına geleceğini söylüyor.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararının hukuken sakat, yok hükmünde ve etkisiz olduğunu savunuyor.
AYM kararının gereği olarak TBMM'nin Atalay'ın milletvekilliğini işletmesi, infazın durdurulması, tahliye ve durma kararı verilmesi gerektiğini savunuyor.
AYM'nin Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi konusunda karar verme yetkisi olmadığını, başvurunun görevsizlik nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunuyor.
AYM kararlarının anayasa uyarınca uygulanması zorunlu ve kesin bağlayıcı olduğunu, Atalay'ın tahliye edilmesi gerektiğini söylüyor.
TBMM'de okunan kararın Anayasa'ya aykırı olduğunu, AYM kararına göre Atalay'ın hâlâ milletvekili olduğunu ve derhal salıverilmesi gerektiğini söylüyor.
AYM ihlal kararıyla Yargıtay'ın onama kararının ortadan kalktığını, yeniden yargılama kararı verildiğini ve Meclis'te yanlış metin okunduğunu söylüyor.
Yargıtay'ın AYM kararını uygulamama tutumunun bireysel başvuru hakkını etkisizleştirdiğini ve anayasal devlet düzenini aşındırdığını savunuyor.
Yargı organlarının hukuku ve Anayasa'yı siyasi ajandalar lehine çiğneyemeyeceğini, AYM kararının uygulanmamasının herkesin hukuki güvenliğini tehdit ettiğini söylüyor.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
AYM kararlarına uyulmamasının bütün yurttaşlar açısından hukuk güvenliği sorununa dönüştüğünü ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararının temel hakları hiçe saydığını belirtiyor.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay'ın AYM kararına hukuki değer izafe etmemesini anayasal düzene meydan okuma olarak görüyor ve Atalay'ın tahliyesi gerektiğini söylüyor.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
Yargıtay ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutumu anayasal düzene meydan okuma olarak nitelendirildi.
AYM kararının uygulanmamasının Anayasa m.153'e aykırı olduğunu belirtirken, AYM'nin Atalay dosyasında Anayasa m.14/84 ve Yargıtay kesin hükmü bakımından yetki sınırlarını aştığını savunuyor.
AYM kararında yapılması gerekenlerin açıkça yazıldığını, tahliye etmeme ve ihlal kararına uymama sürecinin anayasayı hiçe sayma anlamına geldiğini söylüyor.
AYM kararının uygulanmamasının hukuk sistemi ve bireysel haklar açısından ciddi sorun yarattığını belirtiyor.
AYM'nin ikinci ihlal kararı uyarınca infazın derhal durdurulması ve Atalay'ın tahliye edilmesi gerektiğini savunuyor.
AYM kararlarının tüm mahkemeleri bağladığını ve Can Atalay hakkındaki ihlal kararının uygulanması gerektiğini söylüyor.
AYM'nin ikinci ihlal kararından sonra 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tahliye kararı vermemesinin açık hak ihlali olduğunu savunuyor.
AYM'nin ikinci ihlal kararı doğrultusunda Can Atalay'ın derhal serbest bırakılması gerektiğini, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa m.153 ve m.158'e aykırı davrandığını söylüyor.
AYM kararlarının uygulanmasının Anayasa'nın açık emri olduğunu ve Yargıtay dahil başka bir makamın AYM kararını geçersiz sayamayacağını belirtiyor.
Atalay'ın siyasi iktidar güdümündeki yargı eliyle anayasal hakları ihlal edilerek tutuklu tutulduğunu ve mücadelenin haklardan feragat etmeme meselesi olduğunu söylüyor.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin AYM kararına uymamasının Anayasa m.148 ve m.153'ün ihlali olduğunu belirten ikinci AYM başvurusuna imza verdi.
AYM'nin Can Atalay kararını doğru bulduğunu, yanlış bile olsaydı uygulanmama lüksünün olmadığını söylüyor.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin AYM kararına uymama kararını açık Anayasa ihlali olarak nitelendiriyor.