7253 temsilci bulundurma zorunluluğunun sosyal medya soruşturmalarındaki iş birliği/muhataplık sorununu aşmayı hedeflediğini, fakat bunun ifade hürriyeti açısından tartışmalı olduğunu belirtir.
Sosyal ağ sağlayıcı yükümlülükleri
7253 sayılı Kanun'la sosyal ağ sağlayıcılara temsilci belirleme, başvuruları cevaplama, raporlama/veri tedbiri ve yaptırımlı uyum yükümlülükleri getirilmesi hukuka uygun mu?
Hukukçular, büyük sosyal medya platformlarına Türkiye'de temsilci bulundurma ve başvuruları cevaplama gibi yükümlülükler getirilmesini hukuken doğru buluyor mu?
Sonuçlar
Hukuka uygun
33.3%4 bireysel / 0 baro
Hukuka aykırı
66.7%8 bireysel / 0 baro
Görüşler
22 görüş7253'ün sosyal ağ sağlayıcı sorumluluk alanını netleştirdiğini, içerik çıkarma yaklaşımıyla bütün platformun engellenmesinin önüne geçmeyi ve devlet ile büyük teknoloji şirketleri arasında yeni denge kurmayı hedeflediğini belirtir.
5651 değişiklikleri sonrasında sosyal ağ sağlayıcıların şeklen uyum sağlarken şeffaflıktan uzaklaşıp devletin sansür ve gözetim mekanizmasının aparatı haline geldiğini savunur.
Sosyal medya platformlarının hesap verebilirlik ve denetime tabi tutulmasını dijital egemenlik bağlamında gerekli görür; fakat AYM yaklaşımında yasallık ve ölçülülük ilkelerinin korunmasını vurgular.
Sosyal ağ sağlayıcı yükümlülüklerinin hak ihlallerini gidermek için gerekli ve bazı yaptırımların etkili olduğunu kabul eder; buna karşılık temel haklara müdahale riskleri, ölçülülük ve kanunilik/belirlilik sorunlarını vurgular.
Sosyal medya şirketlerinin hukuka aykırılıkları gidermede isteksiz kalması nedeniyle sorumluluklarının artırılmasının ve yeni yükümlülüklerin gerekli olduğunu savunur.
5651 Ek Madde 4 başvurusu üzerine sosyal ağ sağlayıcının içerik kaldırması halinde içerik sahibine başvuru imkanı tanınmamasının ifade özgürlüğünü sınırlayan işlemi yargı denetimi dışında bıraktığını savunur.
7253 değişikliğini gerekçede belirtilen amaçları aşan, orantısız yaptırımlar öngören ve ifade/basın özgürlüğüne ciddi müdahalenin habercisi olan düzenleme olarak değerlendirir.
Düzenlemelerin iyi uygulayıcı elinde temel hakları koruyabileceğini, kötü uygulayıcı elinde ise idarenin keyfi müdahalelerine alan açabileceğini vurgular.
Temsilci, raporlama ve içerik çıkarma yükümlülüklerinin hak koruma amacıyla olumlu olabileceğini; fakat keyfi uygulamada temel hakları sınırlama aracına dönüşebileceğini belirtir.
Kişilik hakkının korunmasında devletin pozitif yükümlülükleri ve 5651'deki sosyal ağ sağlayıcı dahil süjelerin görevleri bulunduğunu, ancak bu yükümlülüklerin tartışmalı olduğunu belirtir.
7253 düzenlemesinin iyi niyetli ve 5651 uygulamasındaki eksiklikleri gidermeye yönelik olduğunu, yabancı sosyal ağların Türk yasalarını ve mahkeme kararlarını görmezden gelmesinin kabul edilemeyeceğini savunur.
Sosyal ağların Türkiye'de temsilci ve iş birliği mekanizması bulunmamasının kişilik hakları, kamu güvenliği ve mahkeme kararlarının uygulanması bakımından zafiyet doğurduğunu savunur.
Yasanın uygulamasına bağlı olarak sansür ve oto-sansüre yol açabileceğini; 48 saatlik cevap, 24 saatlik uygulama, veri yerelleştirme ve bant daraltma hükümlerinin ölçüsüz sonuçlar doğurabileceğini belirtir.
Temsilci atanmaması nedeniyle platformun erişilemez hale getirilmesini ifade özgürlüğü ve haber alma hakkına ölçüsüz müdahale olarak değerlendirir.
Sosyal medya şirketlerini Türkiye'de faaliyet sürdüremeyecekleri yaptırımlarla temsilcilik açmaya zorlamanın hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğunu savunur.
Temsilci bulundurma yükümlülüğünü son derece makul ve önemli bulur; buna karşılık 48 saatlik cevap yükümlülüğü ile reklam, yeni sözleşme ve ödeme aktarımı yasaklarını sorunlu görür.
Teklifin ifade özgürlüğü ve haber alma hakkı üzerinde olumsuz etki doğurabilecek ölçüsüz ve temel haklara aykırı hükümler içerdiğini belirtir.
Teklifin asıl amacının temel insan haklarını korumak değil, sosyal ağlardaki siyasal eleştiri hakkının ve dijital demokrasinin önüne duvar çekmek olduğunu savunur.
Teklifin içinde pozitif hiçbir şey olmadığını, kategorik olarak reddedilmesi gerektiğini ve Türkiye'de sansürü genişleteceğini savunur.
Böyle bir yasaya ihtiyaç bulunmadığını, teklifin sert yaptırımlarla otosansür ve ifade özgürlüğü sorunları doğuracağını savunur.
Sosyal medya düzenlemesini devletlerin egemenlik yetkisinin gereği olarak görür; temsilci atama, vergilendirme, suçların önlenmesi ve mahkeme kararlarının uygulanması gerekçelerini vurgular.